Follow Me Around - Page 2 of 3 - Your Shopping Magazine

Farklı Bir Alışveriş Sitesi: Lidyana

Gelin kabul edelim, “yeni moda trendler ve aksesuarlar” şeklinde bir arama yaptırdığınızda, yüzlerce farklı sonuç çıkıyor. Ancak bu sonuçlardan sadece birkaç tanesi ziyarete değer oluyor, geri kalanlar ise birbirinin kopyası “ruhsuz” sitelerden oluşuyor. Lidyana.com ilk olarak bu bakımdan dikkat çekmeyi başarıyor, zira benzerlerinden oldukça farklı bir tasarıma sahip. Sitede gezinmek oldukça kolay, üst kısımda yer alan kategori menüleri, aradığınız tüm ürün gruplarına kolayca erişmenizi sağlıyor. Lidyana.com; hâlihazırda erkek ve bayan giyim, ayakkabı, takı, saat, spor, plaj aksesuarları, gözlük, çanta, kozmetik ve teknoloji ürünleri satıyor. Oldukça ilginç bir ürün yelpazesi var, ilk bakışta bir moda sitesi zannetmenize rağmen akıllı saatler ve fotoğraf makinesi kılıfları dahi bulunabiliyor.

Ancak ürün yelpazesi ne kadar geniş olsa da, Lidyana.com asıl olarak erkek ve kadın giyim koleksiyonu ile dikkat çekiyor. Her iki kategori de oldukça zengin ve Damat – Tween, Koton, Lacoste, New Balance, Tommy Hilfiger gibi uluslararası seçkin markaları bünyesinde barındırıyor. Daha da iyisi, sadece markaların değil, tasarımcıların ürünleri de bu kategori altında bulunabiliyor. Nitekim David Beckham, Tom Ford, Fred Perry, Kısmet by Milka ve Privé gibi Türkiye’de kolay kolay bulamayacağınız özel tasarım ürünleri, Lidyana’dan rahatlıkla sipariş edilebiliyor. Bu ürün zenginliği, aksesuarlar bakımından da geçerli: Lidyana; bileklik, kolye, küpe ve yüzük modelleri bakımından da çok sayıda seçenek sunuyor.

Lidyana’ya Özel Kampanyalar

Dil desteği ile başlayalım, web sitesi hem Türkçe hem de İngilizce görüntülenebiliyor. Rakiplerinin aksine, “Google Translate” kullanılmamış, İngilizce çeviri için özen gösterildiği belli oluyor. Siteden alışveriş yapmak için üç seçenek sunuluyor: kredi kartı, banka havalesi ve kapıda ödeme. Lidyana.com tarafından satılan tüm ürünler, yurtdışına da gönderilebiliyor. Yurtdışı gönderi ücretleri biraz tuzlu, nitekim Amerika’ya ürün sipariş etmek için 66 EURO ek ödeme yapmanız gerekiyor. Ancak bu durum Lidyana’dan değil, uluslararası kargo firmalarının ücret tarifelerinden kaynaklanıyor.

Lidyana’ya özel kampanyalar toplam üç adet; bunlar şu tekliflerden oluşuyor:

Yapı Kredi World Card Peşin fiyatına 3 taksit ve 40 TL indirim yapılıyor
Vodafone RED Bu özel tarifenin abonesiyseniz, %25 indirim alabiliyorsunuz
Digiturk Digiturk üyeleri, 200 TL üzeri alışverişlerde 30 TL indirim alabiliyor

Düzenli olarak yeni kampanyalar ilan edildiğini de belirtelim, bazen elde ettiğiniz fiyat avantajı %50’yi geçebiliyor. Sürekli olarak aktif olan tek bir kampanya var: e-posta adresinizi Lidyana ile paylaşır ve düzenli şekilde haber bültenleri almayı kabul ederseniz, her üründe 20 TL indirim kazanabiliyorsunuz. Aynı şekilde, 200 TL üzeri siparişleriniz için uygulanan ücretsiz kargo kampanyası da sürekli olarak aktif, bu sayede ayrıca nakliye ücreti ödemekten kurtuluyorsunuz. (Ücretsiz kargo kampanyasının yurtdışı alışverişleri için geçerli olmadığını söyleyelim.)

Lidyana Ürün Fiyatları

Lidyana’daki ürün fiyatları, ortalama seviyelerde geziniyor. Uluslararası ünlü markalar için “bütçe dostu” fiyatlar olduğunu söylemek biraz zor, zira mağaza fiyatları ile Lidyana fiyatları arasında hemen hiç fark bulunmuyor. Ancak özellikle takı modelleri bakımından bir avantaj elde etmeniz mümkün, 25 – 30 TL gibi fiyatlara kolaylıkla şık ve estetik takılar bulunabiliyor. En düşük fiyatlar içinse sitenin “İndirim” bölümünü ziyaret etmeniz gerek, zira burada zaman zaman şaşırtıcı indirimler (%50 ve üstü) uygulanabiliyor. Son olarak, Lidyana’nın mobil bir versiyonu olduğunu da ekleyelim, iOS (iPhone, iPad) ve Android kullanan tüm cihazlar üzerinde sorunsuz çalışıyor. Lidyana.com, nispeten yeni bir alışveriş sitesi olmasına rağmen seçkin ve elit bir imaj çizmeyi kolayca başarıyor. Kısa bir süre içinde, daha da büyüyeceğine inanıyoruz.

İnternet Alışverişleri ve Tüketici Hakları: Bilmeniz Gerekenler

İnternetten ürün satın almak “riskli” bir iş, özellikle de giysi satın alıyorsanız. Satın aldığınız giysinin ürün sayfasındaki resimden farklı olması, üzerinize oturmaması veya rengini beğenmemeniz her zaman için söz konusu olabiliyor.  Peki, böyle bir durumda bir tüketici olarak haklarınızı biliyor musunuz? Çoğu web sitesi, alıveriş sırasında ve sonrasında sahip olduğunuz hakları sitenin en “görünmeyen” yerlerine sıkıştırmayı ve “her nedense” çok ayrıntılı bilgi vermemeyi tercih ediyor. Böyle yapmayan mağazalar da yok değil; örnek olarak, www.koton.com adresinden ulaşabileceğiniz Koton web sitesini gösterebiliriz. Soru – cevap sistemiyle bir tüketici olarak sahip olduğunuz tüm hakları net bir şekilde açıklayan Koton, bu bakımdan takdir görmeyi hak ediyor. Biz de gerek bu web sitesindeki açıklamaları, gerekse de mevzuatı kullanarak size konu hakkında bilgi vermek istiyoruz: internetten alışveriş yaparken, sahip olduğunuz hakları biliyor musunuz?

Cayma Hakkı Nedir, Nasıl Kullanılır?

Konuyla ilgili mevzuat sanılanın aksine “Tüketici Hakları Kanunu” değil, internet alışverişleri için “Mesafeli Sözleşmelere Dair Yönetmelik” uygulanıyor. Bu yönetmelik, tüketicilere üç farklı hak veriyor:

  • Cayma hakkı : İnternet üzerinde yaptığınız alışverişlerde, hiçbir neden göstermeksizin 14 gün içinde satın aldığınız malı iade etme hakkınız bulunuyor. Bu o kadar önemli bir hak ki, satıcının size bu konuda özel bilgilendirme yapması gerekiyor. Aksi takdirde, cayma hakkının süresi 1 yıla kadar uzuyor. 14 günlük süre, siparişinizi teslim aldığınız andan itibaren başlıyor. Bu konuda dikkat etmeniz gereken en önemli şey, kargonuzu alırken siparişinizi kontrol etmeniz oluyor. Teslim aldığınız üründe bir hasar varsa, muhakkak kargo görevlisine tutanak tutturun, aksi halde cayma hakkınızı kullanmanız zorlaşıyor. Bir diğer önemli nokta da, cayma hakkınızı kullandığınızı bir dilekçeyle satıcıya bildirip, ürünü de iade etmeniz (satıcıya geri kargolamanız) gerekliliği. Çoğu firma bu noktada çeşitli bahanelerle sizi oyalamaya çalışıyor. Bunların hukuken bir geçerliliği yok, üstelik tek amaçları 14 günlük süreyi kaçırmanızı sağlamak oluyor. Satın aldığınız bir ürünü beğenmediyseniz, 14 gün içerisinde bir dilekçe ile durumu belirtip satıcıya geri gönderebilir ve paranızı iade alabilirsiniz, bilmeniz gereken en önemli hakkınız bu. Ancak, şu ürün grupları için cayma hakkını kullanmak mümkün olmuyor:

 

Size özel tasarlanmış siparişler (örneğin isminizin yazdığı altın bir kolye)

Hijyenin önem taşıdığı ürünler (örneğin iç çamaşırları)

Otel, yurtdışı tatil ve uçak bileti ürün ve hizmetler

Abonelik sistemi ile çalışan gazete, dergi gibi basılı yayınlar

 

  • Açık ayıp : 14 günlük kayıtsız şartsız iade sürecini kaçırdıysanız veya cayma hakkının kullanılamadığı ürünlerden satın almışsanız, halen 30 gün içinde kullanabileceğiniz “açık ayıp iade hakkınız” bulunuyor. Açık ayıp, ürün üzerinde gözle görülebilen bir üretim kusuru anlamına geliyor. Yani satın aldığınız ürün veya hizmette bir kusur varsa, 30 gün içerisinde halen iade hakkınızı kullanmanız mümkün oluyor.

 

  • Gizli Ayıp : Gizli ayıp, yine satın aldığınız ürünün kusurlu olması anlamına geliyor, ancak bu kez kusur belirgin değil, sadece ürünü kullanırken ortaya çıkıyor. Bu takdirde, gizli ayıp gerekçesiyle 2 yıl içerisinde halen iade hakkınız bulunuyor. Bu süre içerisinde bildirim yapmazsanız, üründeki ayıbı kabul ettiğiniz varsayılıyor.

 

Bu haklarınızı kullandınız ancak sonuç alamadınız – bu durumda ne yapmanız gerekiyor? Mevzuat, böyle bir durumda Tüketici Sorunları Hakem Heyetine başvurabileceğinizi belirtiyor. 3.110 TL’ye kadar olan alışverişleriniz için Heyet, daha yüksek meblağlı alışverişler içinse Tüketici Mahkemesi görevli oluyor. Ancak bu başvuruyu yapmadan önce hukuki yardım almak en doğrusu.

Yumurta Pişirmenin En Kolay Yolu

Yumurta pişirmenin en kolay yolu, pişirme işine hiç karışmamaktan geçiyor! Yumurta pişirmek basit bir iş, ancak her basit iş gibi yapması zaman alıyor ve “ustalaşması” uzun sürüyor. Bu süre zarfında pek çok yumurtayı “berbat edeceğinize” emin olabilirsiniz, zira gereğinden bir dakika daha fazla beklemesi dahi yumurtanın kıvamını etkiliyor. Özellikle “kulak memesi” kıvamında yumurta seven bir eşiniz varsa şimdiden kolay gelsin, o kıvamı tutturmak epey bir ustalık gerektiriyor! Deneme – yanılma yöntemiyle zaman içinde ustalaşabilir veya bir yumurta pişirme makinesi kullanarak huzura erebilirsiniz; karar sizin. Biz makine kullanma taraftarıyız, zira elinizi sıcak suya sokmanızı ve yumurtanın kıvamı ile ilgili kehanette bulunmanızı gerektirmiyor! Bu yazımızda yumurta pişirme makinelerinden ve bizce satın alınmaya değer bir model olan Fakir Egg Master’dan bahsedeceğiz. Hazırsanız başlayalım, kayısı kıvamında yumurtalar bizi bekliyor!

Yumurta Pişirme Makineleri Nasıl Çalışıyor?

Bu makinelerin aslında gayet basit bir pişirme sistemleri var. Hemen hepsi de, “buhar gücüyle” çalışıyor. Klasik yumurta pişirme makineleri, beraberlerinde bir ölçek ile geliyor. İçine su koyulan bu ölçeğin üzerinde, yumurta sayılarını ve pişme kıvamlarını gösteren çeşitli işaretler bulunuyor. Örneğin iki adet rafadan yumurta için, ölçekte gösterilen işaretlere kadar su doldurmanız ve makinenin içine boşaltmanız yetiyor. Yumurta pişirme makinesi, suyu kaynatarak buharlaştırıyor ve içindeki su bitene kadar da bu işe devam ediyor. Ortalama on dakika içinde de, istediğiniz kıvamdaki yumurtalarınız hazır oluyor. Ancak Fakir Egg Master çok daha gelişmiş bir sistemle çalışıyor ve sadece yumurta haşlamanın ötesine geçiyor.

Fakir Egg Master Yumurta Pişirici

Fakir Egg Master kare şeklinde bir cihaz ve aynı anda sekiz yumurtayı birden pişirebiliyor. Alt kısmı çelikten imal edilmiş, üst kısmında ise şeffaf plastikten bir kapak bulunuyor. Modüler bir yapıya sahip olan makine, yumurtaları hem haşlıyor ve hem de gerçek anlamıyla “pişirebiliyor”. İlk fonksiyonundan başlayalım: Fakir Egg Master, yine suyu buharlaştırma prensibine göre çalışıyor. Ancak diğer makinelerden farklı olarak ayrı bir ölçeği yok, zira kaç adet yumurta pişirecek olursanız olun hep aynı miktarda su ilave etmeniz gerekiyor. Bu büyük bir avantaj, zira her seferinde su seviyesini ayarlamak ile uğraşmıyorsunuz. Yumurtanın kıvam ayarı, makinenin alt kısmındaki sabit bir düğme ile yapılıyor. Bu bağlamda, az pişmiş – orta pişmiş ve çok pişmiş olmak üzere, üç farklı ayarı bulunuyor.

Fakir Egg Master, pişirme süresi bakımından özel bir farklılık göstermiyor, işlem yine ortalama on dakikada tamamlanıyor. Ancak paslanmaz çelik tabanı ve bulaşık makinesinde yıkanabilen parçaları, daha temiz kalmasını ve sudaki kireçten daha az etkilenmesini sağlıyor. Bu da, uzun vadede elbette makinenin ömrünü uzatıyor. Fakir Egg Master’ın bir fonksiyonu daha var: yukarıda da belirttiğimiz gibi, yumurtaları gerçekten de pişirebiliyor. Bunun için teflon kaplama özel bir tabanı makineye yerleştirmeniz gerekiyor.  Yumurtaları (aynı anda iki yumurta pişirebiliyor) teflon taban üzerine kırıyorsunuz ve dakikalar içinde buhar gücüyle pişmiş yumurtalarınız hazır oluyor!

Fakir Egg Master Nereden Alınır?

Fakir Egg Master, hepsiburada.com sitesinden en uygun fiyatlara alınabiliyor. http://www.hepsiburada.com/fakir-egg-master-yumurta-pisirici-p-MTFAKEGGMASTER adresinden ürünün sayfasına ulaşabilir ve hemen sipariş verebilirsiniz. Hepsi Burada, bu ürün için peşin fiyatına 6 taksit yapıyor. Hemen tüm kredi kartlarının geçerli olduğu sitede, kapıda ödeme imkânı da bulunuyor. Fakir Egg Master fiyatı rakipleri ile karşılaştırıldığında biraz yüksek ancak bu durumu normal karşılamak gerekiyor. Zira hem ürün kalitesi, hem de sahip olduğu ek fonksiyonlar nedeniyle fiyatını fazlasıyla hak ediyor.

Elektronik Ticaret ve Gitti Gidiyor: Bir Başarı Öyküsü

Elektronik ticaret, en basit şekilde “ticaretin elektronik ortamda yapılması hali” olarak tanımlanıyor. Oldukça büyük bir pazar bu ve dünyadaki işlem hacmi iki yüz milyar doları geçiyor. Sanılanın aksine, bu işlem hacminin büyük bir çoğunluğunu Amazon ve eBay gibi “büyük markalar” sağlamıyor, KOBİ’ler ve esnaflar elektronik ticaretin belkemiğini oluşturuyor. Dünya ile karşılaştırdığımızda, elektronik ticaretin ülkemizde henüz “emekleme” aşamasında olduğunu söylemek mümkün. Zira 1993 yılında ilk olarak internet bağlantısı ile tanışan Türkiye’nin, elektronik ticareti ciddiye alması ve yasal düzenlemeler yapmaya başlaması 2003 yılında gerçekleşiyor. Ülkemizdeki e-ticaretin durumu hakkında sahip olduğumuz tek veri 2012 yılına ait. Bankalararası Kart Merkezi, bu dönemde açıkladığı raporda yıllık e-ticaret işlem hacminin 3.186.000 TL olduğunu ve o yıl toplam 14.393.000 online alışveriş yapıldığını açıklamıştı. O tarihten bu yana da “bürokratik” olarak çok ciddi bir ilerleme olduğu söylenemez, neyse ki sınır tanımayan e-ticaret sektörü hızla büyümeye devam ediyor. Bu noktada, öncülük görevini üstlenen firmalara büyük iş düşüyor: zira Türkiye’de e-ticaret gelişecekse bunu devlet değil, bu markalar başarıyor.

Gitti Gidiyor bu markalardan biri ve elde ettiği başarılar kelimenin tam anlamıyla Türkiye sınırlarının ötesine geçiyor. Gelin birlikte Gitti Gidiyor’un hikayesine bir göz atalım: e-ticaret denince akla ilk gelen markalardan biri olan Gitti Gidiyor, bu başarıyı nasıl elde ediyor?

Gitti Gidiyor Hakkında

2001 yılında kurulduğu düşünüldüğünde, Gitti Gidiyor için “ilk Türk e-ticaret sitesi” demek yanlış olmaz, zira yukarıda da belirttiğimiz gibi internet ülkemize zaten 1993 yılında geliyor! Sitenin ilk hali, şu anki görünümünden oldukça farklı: tamamen eBay sitesinin bir klonuna benziyor. Nitekim sitenin eBay’den esinlenerek kurulduğunu zaten kimse inkar etmiyor. İlk 6 yıl boyunca, Gitti Gidiyor kelimenin tam anlamıyla bir açık artırma sitesi olarak çalışıyor. Kurulduktan sadece üç yıl sonra, 100.000 kullanıcıya ulaşıyor. Dört yıl sonra da, “televizyonlara reklam veren ilk Türk web sitesi” olma unvanını elde ediyor. Bazı ziyaretçilerimiz o reklamı hatırlayacaktır: Gitti Gidiyor’un logosunun görüntülendiği reklam son derece kısaydı ancak alışılmışın dışında olduğundan son derece dikkat çekiciydi. 2006 yılında, Gitti Gidiyor günlük 300.000 tekil ziyaretçi sayısına ulaşıyor. Oldukça büyük bir rakam bu, nitekim uluslararası şirketlerin de dikkatini çekmeyi başarıyor.

Sadece bir yıl sonra ve 2007 yılı içinde günlük 1.000.000 ziyaretçiye ulaşan Gitti Gidiyor, aynı dönemde eBay tarafından satın alınıyor. Ödenen bedel tam 240.000.000 dolar ve sadece altı yıl içerisinde bu başarının elde edildiğini bilmek, insanı şaşırtıyor. Satış sonrası, Gitti Gidiyor çalışma sisteminde de bazı değişiklikler yapıyor. Artık sadece bir açık artırma sitesi değil; sabit mağazalar ve sabit fiyatlarla da hizmet veriyor. Nitekim kullanıcılarını kendi bünyesinde mağaza açmaları için teşvik ediyor. Günümüzde, Gitti Gidiyor’un 11.000.000 kayıtlı kullanıcısı bulunuyor ve firma bünyesinde 152 kişi çalışıyor. Bugüne kadar gerçekleştirilen satışların toplamı ise, 32.000.000 TL’yi geçiyor. Yani Gitti Gidiyor, tek başına Türkiye’deki e-ticaret işlem hacminin neredeyse %20’sini sağlıyor.

Başarının Sırrı

Uzun analizlere gerek yok: Gitti Gidiyor’un başarısı, doğru zamanda kurulmuş olmasından kaynaklanıyor. Henüz e-ticaret diye bir kavram dahi yokken kurulan Gitti Gidiyor, bu sayede büyük bir tanınırlık elde ediyor. İlk üç yıl boyunca alternatifinin olmaması, yüksek sayıda kullanıcı toplamasını sağlıyor. Sahibinden.com gibi rakipleri ortaya çıktığında ise, zaten çoktan yerini sağlamlaştırmış bulunuyor. Bu da bize e-ticaretin en önemli kuralını bir kez daha hatırlatıyor: ilk olarak akıl eden, daima kazanıyor!

Ayakkabılarınızı Nereden Alıyorsunuz?

Eğer bu sorunun cevabı “mağazadan alıyorum” şeklindeyse çağın çok gerisinde kalmışsınız demektir, uyarıyoruz! Ayakkabı satın almak için de, diğer her şeyde olduğu gibi web sitelerini kullanabiliyorsunuz. Ayakkabılarınızı internetten satın almanın pek çok avantajı var, bunların başında da model sayısı ve fiyat düşüklüğü geliyor. Geleneksel mağazaların aksine, internet siteleri kelimenin tam anlamıyla binlerce ayakkabıyı bir arada sunabiliyor. “Mağazalar da öyle” diyebilirsiniz ancak hatırlatalım; en verimli gününüzde dahi bir mağazada en fazla 20 ayakkabı görebiliyorsunuz! İnternet sitelerinde ise böyle bir sorun yok, onlarca ayakkabıyı tek bir sayfada görüntüleyip, isterseniz karşılaştırma dahi yapabiliyorsunuz.

Diğer avantaj ise fiyat bakımından: internet sitelerinin ürün fiyatları, mağazalara kıyasla çok daha düşük oluyor. Üstelik sık sık düzenlenen kampanyalar sayesinde, mağazadan satın alıyor olsaydınız yanına bile yaklaşamayacağınız markaları kolayca elde edebiliyorsunuz! Peki, ayakkabı alışverişi için hangi siteleri tercih etmeli? Hangi site güvenilir alışveriş imkânı ve daha fazla fiyat avantajı sunuyor? “Ayakkabı siteleri” denince oldukça çok sayıda seçeneğiniz varsa da, biz bilindik bir marka olan Flo.com.tr ile başlamanızı öneriyoruz.

Ziylan Grubu

Flo markasını aslında tanıyorsunuz, hemen her alışveriş merkezinde bir mağazasını görmeniz mümkün. Ancak web sitesinden alışveriş yapmak, yukarıda izah ettiğimiz nedenlerden dolayı çok daha avantajlı – bir ayakkabı fiyatına iki ayakkabı birden alabiliyorsunuz! Flo markasını tanıyor olsanız da, Ziylan Grubunu tanımıyor olmanız muhtemel. Flo, bu gruba ait bir marka ve Türkiye’deki ayakkabı mağazası zinciri sisteminin kurucusu sayılıyor. Grup bünyesinde; Polaris, Lumberjack, Kinetix, Butigo, Instreet ve Dockers by Gerli markaları da bulunuyor. Diğer bir deyişle, gerek ulusal, gerek uluslararası pek çok marka Flo bünyesinde bulunabiliyor. U.S. Polo, Nike, Puma, Reebok, Adidas ve Columbia, bu markalardan sadece birkaçını oluşturuyor.

Web sitesinde gezinmek oldukça kolay, çoğu sitenin yaptığı hatayı tekrarlayıp “sıkış tepiş” bir tasarım yerine, ferah ve göz yormayan bir dizayn kullanılıyor. Ayakkabı modelleri elbette sitenin belirleyici özelliği, ancak arzu ederseniz çanta, aksesuar ve hatta giyim ürünleri dahi bulunabiliyor. Fiziki mağazalarına kıyasla en büyük avantajlarından biri de bu, zira böylelikle deri mont ve eşofman takımı gibi ürünlere de erişim imkânınız doğuyor.

Tahmin edebileceğiniz üzere, Flo.com.tr üzerindeki fiyatlar oldukça uygun, özellikle de grup bünyesindeki markaları tercih ederseniz. Nike, Adidas ve Columbia gibi markalarda ise dikkat çekici düzeyde bir fiyat avantajı elde etmek mümkün olmuyor. Ancak bir siteden alışveriş yapmanın asıl çekici yönü, kampanyalardan yararlanmak: bu sayede en “lüks” markaları bile uygun rakamlara edinme imkânınız doğuyor.

Flo Kampanyaları

Outlet kategorisi ile başlayalım: bu kategori altında, sitede satışa sunulan her markanın bir önceki sezon ürünleri gayet uygun fiyatlarla satışa sunuluyor. Bir örnek olması için sadece 50 TL’ye U.S. Polo marka sneaker’lar alabileceğinizi söylememiz yeterli, normal şartlarda bu ayakkabının fiyatı 90 TL’den başlıyor. Buna ek olarak, Flo.com.tr’de “mevsimlere özel” kampanyalar düzenli olarak sunuluyor. Örneğin yaz mevsimi için, hâlihazırda “Tüm ürünlerde %40 indirim” kampanyası bulunuyor. Bir ipucu daha verelim: firmanın haber bültenine e-posta ile abone olursanız, tek sefere mahsus 20 TL’lik bir indirim çeki elde edebiliyorsunuz.

Ancak bize soracak olursanız, Flo’nun asıl avantajı 365 gün iade imkânından kaynaklanıyor. Web sitesinden satın aldığınız tüm ürünleri, 365 gün içerisinde iade etmenize veya değiştirmenize olanak tanınıyor. Bu, rakiplerinin hiç birinde olmayan önemli bir özellik. Ücretsiz kargo ve kapıda ödeme gibi avantajları da bunun üzerine eklerseniz, ayakkabılarınızı internetten almamanız için hiçbir neden kalmıyor!

Hazır Giyim Sektörünün Lider Markası: DeFacto

Öncelikle en çok merak edilen sorunun cevabını vererek başlayalım: hayır, DeFacto yabancı bir marka değil. 2003 yılında, hazır giyim sektöründe faaliyet göstermek üzere Zeki Cemal Özen tarafından İstanbul’da kuruluyor. Gerek kuruluşu, gerek de işleyişi bakımından LC Waikiki zincir mağazalarını örnek alan DeFacto, kısa süre içerisinde kayda değer ölçüde büyüyor. Öyle ki, tasarım ofisini 2011 yılında Barcelona’ya taşıyor ve aynı yıl yurt içinde 294 mağaza sayısına ulaşıyor. Bugün, DeFacto’nun 8.000 çalışanı ve gerek yurtiçinde, gerekse de yurt dışında toplam 333 adet mağazası bulunuyor. Bu açıdan Türkiye’de faaliyet gösteren ikinci en büyük şirket sayılıyor – sadece 12 yıl içinde elde edilen, dikkat çekici bir başarı bu. DeFacto, Orta Doğu ve Rusya pazarında da önemli bir isim, nitekim Kazakistan’daki en büyük hazır giyim mağaza zinciri sayılıyor.

Başarının sırrı, aslında o kadar da “sır” değil: DeFacto, sadece kendi ürünlerini satıyor. Tasarım ve üretim aşamalarını tamamen kontrol edebildiğinden, her şeyden önce fiyatları düşük tutabiliyor. Buna ek olarak, satışa sunulan ürünlerin kalitesi üzerinde de tam bir kontrolü oluyor. Yukarıda da belirttiğimiz gibi, LC Waikiki’nin stratejisi de bu: sadece kendi markanı sat, çok sayıda seçenek sun, fiyatı düşük tut. Ancak DeFacto’nun LC Waikiki’ye kıyasla çok sayıda üstünlüğü bulunuyor. Bunların ilk başta geleni de, online mağazasının avantajları oluyor.

DeFacto Online Mağaza Avantajları

Yukarıda da belirttiğimiz gibi, DeFacto –online mağazasında da- sadece kendi markasını taşıyan ürünleri satıyor. Ancak bu durum, çok sayıda seçeneğiniz olmadığı anlamına gelmiyor. Tam aksine, DeFacto her biri değişik bir tasarım ve özelliklere sahip çok sayıda model sunuyor. Örneğin DeFacto Inova, yeni sezon trendlerinin takip edildiği ve uyarlandığı bir seriyi temsil ediyor. DeFacto Eco ise; daha sade, ancak fiyat bakımından çok uygun ürünler içeriyor. Online mağazada yer alan kategoriler kadın, erkek, çocuk, ayakkabı, aksesuar ve yeni sezon olarak belirleniyor. Bunlara ek olarak; Gül Ağış ve Ayşe Deniz Yeğin gibi isimlerin DeFacto’ya özel tasarımları, aynı isimli kategori altında bulunabiliyor.

Seçiminiz ne olursa olsun, tüm ürünlerin fiyatları son derece uygun. Örneğin sadece 9.99 TL’ye şık bir bluz veya gösterişli bir t-shirt alınabiliyor. Daha çok erkek-kadın giyim seçenekleri ile dikkat çekiyor olsa da, web sitesinde çok sayıda aksesuar da satışa sunuluyor. Üstelik bunların çoğu fiziki mağazalarda bulamayacağınız türden: dudak kalemi, erkek saatleri ve makyaj setleri gibi ürünlere dahi rastlamak mümkün oluyor. Kısacası, giysi ve aksesuar konusundaki tüm ihtiyaçlarınızı DeFacto’dan uygun fiyatlara temin edebiliyorsunuz. Üstelik fiziki mağazalardan farklı olarak, web sitesini kullanmak pek çok avantaj elde etmenizi sağlıyor.

DeFacto İndirim Kampanyaları

Ancak bu avantajlar fiyat bakımından değil: nitekim fiziki mağazalar ile web sitesi arasında hiçbir fiyat farkı bulunmuyor. DeFacto, web sitesine özel bir kampanya da düzenlemiyor. Rakiplerinin kampanyaları dikkate alındığında bu bir dezavantaj, ancak alışverişinizi keyifli hale getirecek –ve sadece web sitesine bulunabilen- pek çok özellik sunuluyor. Bunları kısaca belirtecek olursak:

  • Bi’ Tıkla Mağazada : Bir benzerini Boyner web sitesinde de gördüğümüz bu özellik, alışverişinizi siteden yapmanızı ve ürününüzü istediğiniz DeFacto mağazasından teslim almanızı sağlıyor.
  • Mağazada Ayırt : Sitede beğendiğiniz bir ürünü, belirli bir süreliğine kendinize ayırtabiliyor, daha sonra gidip mağazadan teslim alabiliyorsunuz.

Ücretsiz Paça Tadilatı    : Satın aldığınız pantolonların paçalarını ücretsiz olarak istediğiniz mağazada yaptırabiliyorsunuz.

Boyner Mecmuayı Hiç Okudunuz mu?

Dijital bir çağda yaşıyor, hemen her şeyi minik dokunmatik ekranlar üzerinden kontrol ediyoruz. Bu değişime basılı yayınların da ayak uydurmaması mümkün değil, nitekim artık pek çok dergi dijital olarak satın alınıp okunabiliyor. Bazı dergiler ise, sadece dijital olarak hazırlanıyor ve ücretsiz olarak dağıtılıyor! Boyner Mecmua, bu dergilerin en dikkat çekici olanlarından biri, hatta belki de ilki. Ayşe Boyner editörlüğünde hazırlanan dergiye, http://mecmua.boyner.com.tr/ adresinden ulaşılabiliyor. İsminden de anlaşılabileceği gibi, öncelikle Boyner grubunun tanıtımına yoğunlaşan bir dergi bu, ancak sadece bundan da bahsetmiyor. Trend, güzellik, stil ve yaşam konuları, derginin uzmanlık alanına giriyor.

Bir örnek vermek gerekirse, derginin son sayısında “Stil” başlığı altında “Yaz Stilleri” konusuna yer veriliyor. Bu bağlamda, yaz aylarında kullanabileceğiniz en güzel kombinlere değiniliyor. “Trend” başlığı altında ise, film karakterlerinin giyim tarzları değerlendiriliyor ve erkeklere önemli ipuçları veriliyor. Diğer bir deyişle, bir moda ve yaşam tarzı dergisinden bekleyebileceğiniz her şey Boyner Mecmua içerisinde yer alıyor ve ücretsiz olarak dergiyi okumak mümkün oluyor. Ancak derginin en önemli özelliği, içeriğinde bahsedilen her ürünün www.boyner.com.tr adresinden satın alınabilecek olması: beğendiğiniz bir kıyafeti saniyeler içerisinde sipariş edebiliyorsunuz!

Boyner Mecmua İçeriği

Boyner online alışveriş sitesi için oldukça akıllı bir tanıtım çalışması bu, zira kuru kuru ürün açıklamaları okumak yerine bir dergiyi takip ediyor, beğendiğiniz ürün hakkında ayrıntılı bilgi edinebiliyorsunuz. Bu klas reklam çalışması, açıkçası Boyner grubuna yakışıyor. En güzel tarafı da, Boyner Mecmua içerisinde tanıtılan ürünleri satın almanız için zorlanmamanız: arzu ederseniz, dergiyi sadece bir “dergi” olarak okuyabilir ve halen keyifli zaman geçirebilirsiniz. Beğendiğiniz bir ürünü hemen satın alabileceğiniz hususu gözünüze sokulmuyor, bu da marka prestiji üzerinde olumlu bir etkisi bulunuyor.

Boyner Mecmua, sadece “seçkinlerin” ilgilenebileceği konulara da değinmiyor. “Cruise turlarında stil önerileri” konusu kadar, “100 TL altı Anneler Günü hediye önerileri” konusu da bulunuyor. Diğer bir deyişle, her gelir grubundan kişinin ilgilenebileceği bir içerik muhakkak yer alıyor. Ayşe Boyner bu bakımdan takdir edilecek bir iş çıkarmış, sosyal medya üslubu işe kaleme aldığı yazılar keyifle okunabiliyor ve her daim ilgi çekici bir konu bulunuyor.

Boyner Online Mağaza

Derginin hakkını verdiğimize göre, sitenin hakkını da verelim: Boyner online mağaza, oldukça geniş bir ürün yelpazesi sunuyor. Kadın – erkek giyim, çocuk giyim, ayakkabı, kozmetik, spor giyim, aksesuarlar, çanta modelleri ve ev eşyaları, sitede satışa sunulan ürün gruplarını oluşturuyor. “Designer Brands” kategorisi altında da; Philip Lim, Tory Burch, Moschino ve Paul Joe gibi tasarımcıların özel ürünlerine yer veriliyor. Boyner online mağaza, tüm kredi kartlarına peşin fiyatına 4 taksit yapıyor. Ayrıca, haftalık ve aylık olarak düzenlenen kampanyalar sayesinde hemen her üründe %25’e varan indirim oranları elde etmek mümkün oluyor. Online olarak ödeme yapıp mağazadan teslim alabilmek ise güzel bir ek özellik: bu sayede web sitesinin indirimli fiyatlarından faydalanıp, kargo beklemeden siparişinizi hemen teslim alabiliyorsunuz. Hatta mağazanın içindeyken dahi online alışveriş yapıp ürününüzü kasada teslim almanız mümkün oluyor.

Ancak Boyner web sitesinin belki de en büyük avantajı, adını sıklıkla duyduğumuz “Hopi” sistemi sayesinde gerçekleşiyor. Hopi denen dijital “paracıkların” mucidi olan Boyner, bu bağlamda en kapsamlı kampanyaları sunuyor. Örneğin 500 TL’lik alışverişiniz için 25, 1.000 TL’lik alışverişiniz içinse 100 TL “paracık” kazanabiliyorsunuz. Kazandığınız bu tutarları sadece Boyner’de değil, Hopi sistemini destekleyen tüm mağazalarda kullanmanız mümkün oluyor.

Harca ve Kazan: Bir İş Ortaklığı Teklifi

İş ortaklığı sistemleri yurt dışında oldukça yaygın bir uygulama. Sanılanın aksine normal bir “ortaklık” değil bu, sadece sadık müşterileri ödüllendiriyor. Sistem, basitçe alışverişlerinizi istenilen mağazalardan yapmanızı gerektiriyor. Ne alacağınız size kalmış, ancak sisteme dahil olan online mağazaları kullanmanız gerekiyor. Bu takdirde, harcadığınız paranın belirli bir yüzdesini satın alma işleminiz biter bitmez iade alıyorsunuz. Diğer bir deyişle, alışveriş yaptıkça hesabınızda para birikiyor. Bu parayı da yine aynı sisteme üye olan mağazalarda dilediğinizce harcayabiliyorsunuz.

Yurtdışında yaygın olsa da, Türkiye’de hemen hiç bilinmeyen iş ortaklığı sistemi, Bonprix.com.tr sayesinde artık ülkemize de giriş yapıyor. Bonprix uluslararası bir marka ve Almanya’nın en büyük e-ticaret şirketleri arasında gösteriliyor. “Uygun fiyatlı hazır giyim” sloganı ile çalışan Bonprix, “çok kanallı” tabir edilen bir pazarlama sistemi kullanıyor. Bu sistem; e-bülten abonelikleri, iş ortaklığı sistemi, hediye çekleri ve indirim kuponları ile müşteri kazanma esasına dayanıyor. Yani aynı anda, birden fazla kanalda tanıtım ve indirim kampanyaları düzenleniyor. Bu kampanyaların hepsini takip eden müşteriler, inanılmaz indirim oranlarına sahip olabiliyor. Bonprix’in sunduğu diğer bir sistem de gelir ortaklığı: “affiliate” olarak tabir edilen bu sistemde, kendi sitenizde Bonprix ürünlerini tanıtarak gelir elde edebiliyorsunuz.

Bonprix Gelir Ortaklığı

İş ortaklığı sisteminden başlayalım: www.harcavekazan.com sitesine üye olarak, kullanıcı adı ve şifrenizle Bonprix’ten alışveriş yapmaya başlayabiliyorsunuz. Satın aldığınız her ürünün %10’u, alışveriş biter bitmez hesabınıza para olarak tanımlanıyor. (Harcavekazan web sitesinin pek çok başka marka ile çalıştığını da ekleyelim.) Ayrıca, üye olduğunuz için pek çok üründe geçerli özel indirim kuponları da elde edebiliyorsunuz.

Gelir ortaklığı sistemi ise biraz daha farklı işliyor. http://gelirortaklari.com/ sitesine “yayıncı” olarak üye olmanız ve ortak olarak Bonprix.com’u seçmeniz gerekiyor. Bundan sonra, web sitenizde kullanabileceğiniz kodlar size veriliyor. Bu kodları sitenizin içerisine ekleyerek, Bonprix.com’da satışa sunulan ürünlerin tanıtımını yapmış oluyorsunuz. Bu ürünler satıldığında ise, gelirin belirli bir yüzdesi sizin hesabınıza aktarılıyor. Kısacası, Bonprix gerçekten de “çok kanallı” bir tanıtım stratejisi izliyor.

Bir hazır giyim alışveriş sitesi olarak ise, oldukça tatmin edici bir içerik sunuyor. Sitenin 120.000’den fazla Türk müşterisi var, satışa sunulan ürün sayısı ise 35.000’i geçiyor. Diğer uygun fiyatlı hazır giyim siteleri gibi sadece kendi markalarını satan Bonprix, çok sayıda seçenek içeriyor. Örneğin BPC serisi spor kıyafetler, John Baner serisi kot pantolonlar, Rainbow serisi ise gençlere ve çocuklara özgü giysilerden oluşuyor. Diğer bir deyişle, erkek-kadın-çocuk giyim konusundaki tüm ihtiyaçlarınızı siteden karşılamanız mümkün oluyor. İş ortaklığı veya gelir ortaklığı sistemleri ile ilgilenmiyor olsanız dahi, Bonprix pek çok avantaj içeriyor.

Bonprix Kampanyaları ve Fiyat Avantajları

Bonprix sadece internet üzerinden alışveriş yapma imkânı tanıyor, fiziki mağazaları bulunmuyor. Bu durum aslına bakarsanız bir avantaj, zira bu sayede gereksiz giderler oluşmuyor ve daha uygun fiyatlar sunmak mümkün oluyor. Web sitesindeki hemen her ürün için, %10 – 20 arasında değişen bir indirim oranı standart olarak geliyor. Yani bu indirimden faydalanmak için ekstra bir şey yapmanıza gerek bulunmuyor. Daha yüksek indirim oranları isteyenlerin ise, kupon kodları kullanması gerekiyor. Bu kodları elde edebileceğiniz çok sayıda web sitesi bulunuyor, ancak biz www.harcavekazan.com sitesini öneririz. Yukarıda da izah ettiğimiz gibi, bu sayede sadece kupon kodu elde etmekle kalmıyor, harcamalarınızın %10’unu da geri alabiliyorsunuz. Tüm bankaların kredi kartlarına peşin fiyatına 6 taksit, ücretsiz kargo ve kapıda ödeme imkanı da, Bonprix.com’un diğer avantajları arasında yer alıyor.

Gezelim, Görelim: Hangi Ülkenin Hangi Yemeği Meşhur?

Mutfak kültürü son derece geniş bir kavram: içine sadece yemek çeşitleri değil, hazırlanma ritüelleri ve hatta yerel kültürdeki anlamları dahi giriyor. Yani bir ülkenin en meşhur yemeğini yerken, aynı zamanda yüzlerce yıllık bir tarihe ve kültüre de tanıklık etmiş oluyorsunuz! Kullanılan baharat çeşitleri ve malzemeler dahi, size o kültürün özellikleri hakkında ipuçları verebiliyor. Peki, ülkelere göre değerlendiğimizde, hangi yemekler ön plana çıkıyor? Hangi yemek hangi ülkede meşhur ve nasıl hazırlanıyor? Daha da önemlisi, o yemeği tüketmek Türk damak tadı bakımından nasıl sonuçlanıyor! Sizin için hazırladığımız listede, tüm bu konulara değinmeye çalıştık – hazırsanız başlayalım.

Afrika Mutfağı

Kuzey Afrika mutfağı asıl olarak Akdeniz mutfağından oluşuyor, bu nedenle o bölgeyi değerlendirme dışı tutuyoruz. Ancak orta, güney ve batı Afrika olarak baktığımızda, ortaya oldukça farklı bir yemek kültürü çıkıyor. Tüm bu bölgelerdeki yemeklerin ana malzemesi muz ve manyok kökü – hayal edebileceğiniz her türlü yemek yapılıyor. Örneğin bambra denen lapa; haşlanmış muz, pirinç ve şeker ile yapılıyor. Muzun yaprakları da ziyan edilmiyor: bu yapraklara sarılan besinler kömür ateşinde pişiriliyor. (Buna da jomba deniyor.) Bakliyat ve baharat açısından çok zengin olmayan Afrika mutfağı, Türk damak tadı bakımından ciddi sorunlar içermiyor. Ancak leopar, timsah ve maymun etinden yapılan yemeklerden uzak durun – oldukça kötü sonuçlanabiliyor.

Çin Mutfağı

Çin mutfağı için “Doğu Asya mutfağı” demek de mümkün, zira bu bölgedeki ülkelerin yemek kültürleri oldukça benzerlik gösteriyor. Çin mutfağı, Türk damak tadına en uyumsuz mutfaklardan biri – öncelikle yoğun derecede baharat kullanılıyor. Bu durum, hemen her yemeğe zencefil ve safran katılmasına kaynaklanıyor. M.Ö. 9 yüzyıldan bu yana kullanılan bazı tarifler, köpek ve kedi gibi bazı sokak hayvanlarını ana malzeme olarak kullandığı için, Çin’e gittiğinizde et yemeklerinden uzak durmanız gerekiyor! Pirinç ve soyadan yapılan yemekler ise güvenli, üstelik çok fazla baharat da içermiyor. Tofu, Çin usulü noodles (erişte) ve jiaozi (pişmiş mayalı hamur) ise denemenizi tavsiye ettiğimiz besinler arasında yer alıyor.

Rusya Mutfağı

Rusya mutfak kültürü oldukça zengin, zira coğrafi olarak epey geniş bir bölgeyi kapsıyor. Hamur işleri ve çorbalar, Rusya mutfağı içinde önemli bir yer tutuyor. Örneğin blini, çok sayıda malzeme ile yapılan bir tür dürümü andırıyor, ancak mayalanmış hamurdan yapılıyor. Pancardan yapılan bol baharatlı bir çorbaya ise “borç çorbası” deniyor. Pelmeni adında, bizdeki mantıya çok benzeyen meşhur bir yemekleri daha var, Rus kebabına ise Shashlyk deniyor. Genel olarak, Türk damak tadına en uygun yemeklerin Rusya mutfağında bulunduğunu söylememiz mümkün. Bunun tek istisnası havyar olabilir – özellikle kırmızı havyar, alışık olmayanlar için epey sıkıntılı bir süreç yaşatabiliyor!

İtalyan Mutfağı

Akdeniz mutfağının temsilcisi olan İtalya, yöresel pek çok lezzet barındırıyor. Son derece zengin bir mutfak bu, hatta ufak dağ köylerinde bile çok özel yemeklere rastlanabiliyor. Çeşitlilik fazla ve çok sayıda malzeme bir arada kullanılıyor. Domuz jambonu, sosis, salam, trüf mantarı, domates ve zeytinyağı, hemen her yemeğin ana malzemelerinden birini oluşturuyor. Makarna ise elbette en bilinen İtalyan mutfağı yemeği, yüzlerce makarna çeşidi bulunuyor. Ancak bizdekinden farklı olarak, İtalya’da taze üretilmiş makarna tercih ediliyor. Dünya mutfağına pizza denen yiyeceği de armağan eden İtalyan mutfağı, gönül rahatlığı ile tüketebileceğiniz yiyeceklerden oluşuyor. Sadece çekinceleriniz varsa önceden sormayı unutmayın; yukarıda da belirttiğimiz gibi çoğu yemekte domuz jambonu kullanılıyor.

Gezelim, Görelim: Ülkelere Göre İçecekler

Kabul ediyoruz, çok tüketildiğinde zararlı, ancak hiçbir şey sıcak bir yaz havasında yudumlanan buz gibi biranın lezzetini yakalamayı başaramıyor. Bizim içki kültürümüz ne yazık ki rakı ve bira ile sınırlı, oysa dünyanın her köşesi farklı bir lezzet barındırıyor. Alkollü içki üretimi o kadar eski bir gelenek ki, her ülkenin kendine has kültürü içerisinde yer alıyor. Bunun en basit örneği rakı denince akla Türkiye’nin, bira deyince de Almanya’nın gelmesi – neyse ki daha çok sayıda ülke ve içki seçeneği bulunuyor! Bu yazımızda her ülkenin “milli” içkisine ve nasıl hazırlandığına değinmeye çalıştık, bundan sonraki yurtdışı seyahatlerinizde artık ne içeceğinizi biliyorsunuz!

Makedonya: Mastika

“Mastika” aslında bizim kültürümüzde de bilinen bir içki, nitekim rakı ile olan benzerliğiyle dikkat çekiyor. Mastika’nın 300 yıllık bir geçmişi olduğu tahmin ediliyor ve içeriği üretildiği ülkeye göre değişiklik gösteriyor. Örneğin ortaya çıktığı yer olan Makedonya’da; kuru üzümden ve anasonsuz bir şekilde üretiliyor. Rengi genellikle sarı oluyor. Bulgaristan’da üretilen mastika rakısında ise, yaş üzüm veya erik tercih ediliyor. (Meyve rakıları, Bulgaristan’da sıklıkla tüketiliyor.) Aslına bakacak olursanız, formüle anason ilave etmeyi akıl eden tek millet biziz – aynı formülü bizden çalıp adına “uzo” diyen Yunanlılar da buna dâhil. Diğer bir deyişle, ismi farklılık gösterse de Doğu Avrupa ülkelerinde bizim rakı olarak bildiğimiz içki sıklıkla tüketiliyor, ancak içine anason koyulmuyor.

Rusya: Votka

Rusya dediğimize bakmayın, dünyanın en bilinen içkilerinden biri olan votka, hemen tüm Kuzey Avrupa’da tüketiliyor. Bunun nedeni yapımının son derece kolay olması: nişasta içeren her türlü besinden votka damıtılabiliyor. İskandinavya ve Polonya’da da son derece yaygın bir içki olan votka, asıl olarak arpa veya buğday kullanılarak üretiliyor. Ancak patatesten üretilmesi de gayet mümkün, nitekim Polonyalılar patates votkasını tercih ediyor! İskandinavyalılar ise, votkalarına baharat katılmasını tercih ediyor: kimyon ve dereotu, en sık tercih ettikleri katkılar arasında yer alıyor.

Fransa: Şnaps

Fransa’nın milli içkisinin şnaps olup olmadığı tartışılır, ancak şekerli meyveleri (kayısı, elma vs.) mayalandırıp damıtarak içki üretmek fikrinin Fransa’ya ait olduğunu biliyoruz. Nitekim elma püresini kullanarak “cider” denen içkiyi icat edenler de Fransızlar, yani bu ülkede meyve içkileri çok seviliyor! Bizim damak lezzetimize çok hitap etmediği için şnaps Türkiye’de yaygın bir içki değil, ancak Fransa veya Avusturya’yı ziyaret ettiğinizde, muhakkak denemenizi öneriyoruz.

Viski: İskoçya

İskoçya’nın milli gururu olan viski, arpanın kavrularak mayalanması, sonra da damıtılarak fıçılarda bekletilmesi suretiyle üretiliyor. Yani aslına bakarsanız, her viski hayatına bira olarak başlıyor! Gerçek viskinin hangi tip fıçıda ve ne kadar süreyle saklanması gerektiği konusundaki tartışmalar, İskoçya’da birkaç yüzyıldır sürüyor. Amerikalılar ise bu tartışmalara hiç aldırmayıp, “burbon” denen ve arpa yerine mısırdan damıtılan viski üretiyor. Tercih sizin, ancak İskoçya’yı ziyaret ederseniz kesinlikle burbon viskisi sipariş etmeyin – 3. Dünya Savaşını başlatabilirsiniz.

Tekila: Meksika

Agave isimli bitkiden damıtılarak üretilen tekila, Meksika’nın ve hatta Güney Amerika’nın milli içkisi sayılıyor. Şnaps kadar olmasa da şekerli bir tadı var, bu nedenle tuz ve limon ile birlikte tüketilmesi öneriliyor. “Tekila şişesi içerisindeki kurt” ise bir efsane, böyle bir şey bulunmuyor. Ancak olur da hakikaten içinde kurt olan bir tekila şişesi satın alırsanız hemen iade edin: zira bu durum, agave bitkisi hasat edilirken hiç özen gösterilmediği ve bitkinin yaprakları arasındaki kurdun damıtma sürecine karıştığı anlamına geliyor. Yani sanılanın aksine, kurdun varlığı “kaliteli” tekila anlamına gelmiyor!